Hakkımızda

Hüseyin Salâhi ÇiloğluMeslek hayatıma 1966 yılında Cağaloğlu Nuruosmaniye Caddesi Ali Baba Türbe sokak’taki bir matbaada çırak olarak başladım. Daha sonra kalfa, ustabaşı ve yönetici olarak 11 yıl süren bu yolculuğumun nihayetinde kendi işyerimi kurdum.

1977 yılı sonunda, Çemberlitaş Boyacı Ahmet sokak Bezci İşhanının 2. katında, 30m2’lik bir odadaki matbaamıza Seçil Ofset adını vermiştik. Bütün gücüm bu mütevazi matbaadaki 64 model tek renkli olan makine ve meslek aşkıydı. Yoklukların ve kuyrukların hatta 5/6 saat elektrik kesintilerinin olduğu bu dönemde, kağıt talaşlarının üzerinde 1–2 saat dinlenip, gece yarılarına kadar bir tek çırakla çalıştığım, boya merdanelerini gaz yağı bulamadığım için mazotla, atölyede su olmadığı için sokak kaldırımında merdane yıkadığım günlerimi hiç unutmadım. Üstten sıkmalı Maksima Giyotin’le ara vere vere kağıt kestiğim anları bugünde gülümseyerek hatırlıyorum. Nereden nereye geldiğimi başka nasıl anlatabilirim ki. Yine de tüm bunları bana yaşattığı için daima ALLAH'a hamd ediyorum.

Çalışmamın karşılığını hep aldığıma inanırım. Nitekim 1978 yılında Çemberlitaş, Peykhane Caddesi Kamer Han’daki yeni yerimize taşınırken yine bu gururu taşıyordum. Şimdi makine parkımızda 57x82 tek renkli bir Roland daha vardı. 1983’de 70x100 iki renkli Roland, 1985’de 35x50 tek renkli Roland ailemize katıldı. Gelen her makine monte edilirken çocuklar gibi sevindiğimi hiç saklamadan söyleyebilirim. Hele 1990’da yepyeni pırıl pırıl Roland geldiğinde sevincim sonsuzdu, artık çağdaş teknolojiye adım atıyorduk.1997 yılı sonunda bugünkü matbaamızın bulunduğu Bağcılar 100. yıl mahallesi Matbaacılar Sitesindeki kendi yerimize taşındık. Parkımıza katılan 1998 model dört renkli, son sistem 70x100 Komori Makine kapasitemizi hayallerimin üstüne taşıyordu. Ancak 2006 yılında, 70x100 beş renkli son sistem Komori makinemizi ve 2007 yılında da son sistem CTP’mizi getirerek matbaa teknolojisinin zirvesine tırmandık.Mesleğe çırak olarak başlamıştım ve bugünlere gelmiştim. Hala her sabah saat 6.30’da muntazaman işimin başında olmanın ödülü diye düşünürüm bugünlerimi. Gelir gelmez makineleri çalıştırıp, onların mekanik durumlarını incelemek, makineye çıkarak boya koyan, kalıp takan, ayar yapan ve her basılan işi görmeden huzur bulmayan bir insan olmanın da rolü vardır herhalde.

Bir işverenden çok bir usta olarak anılmayı hep daha çok sevdim. Ancak hepsinden önemlisi gerek ahlaken, gerekse sanat yönüyle mesleğe kazandırdığım ustalar benim en büyük gurur kaynağımdır. Seçil Ofset bugün 32. yılını dolduruyor. 32 yıl önceki o 30 m²’lik odadaki ilk makinemiz ve bugün parmakla sayılacak kadar az olan tek çıkış makaslı 35x50 makine, matbaamızın bir köşesinde küçük birer anıt gibi duruyorlar. Alman montörler gelip 35x50 makineyi gördüğünde “hala nasıl bu kadar güzel baskı yapıyor” diye şaşırıp kalmış, fotoğraflarını çekip öyle gitmişlerdi. Şimdi onlar gelecek nesillere gösterebileceğim çok önemli bir şeyi temsil ediyor; Seçil Ofset’in o meşakkatli yollardan geçip alnının akıyla nasıl bugünlere geldiğini, meslekteki ayak izlerini…

Hüseyin Salâhi Çiloğlu